28 Ekim 2011 Cuma

////
  5 hafta, 5 yazı. Yani şu anda burada beş yazı olmalıydı. Taslaklarımın en azından bir iki tanesini okuyabiliyor olmalıydınız. Peki sorun ne? Boş zamanlarında ve ya bir problemim olduğunda sayfalarca yazabilirdim ben. Neden şimdi yazmanın tam sırasıyken yazamıyorum?


  Herkes aklını farklı bir şekilde dağıtır. Bazıları müzik dinler, bazıları insanlara anlatır, bazıları da yazar. Yazmak belki de genetiklerinde olan bir insan olarak bir şeyler yazmak da benim hiçbir zaman bir sorun olmadı. Sadece düşünür ve başlardım. Gerisi de dökülüverirdi. Ama yazmak için bir şeyler üretmek gerekir. Ve ben hayal kuramıyorum.


  Sanırım şuandaki sorunum hiç ilhamım olmaması. Maslow'un ihtiyaçlar piramidindeki gibi biraz. Önce fiziksel ihtiyaçlar sonra güven hissi sonra sevilme duygusu ve yavaşça piramidin tepesine yükselir Maslow. Peki ben nerede tıkanıyorum. Yeme, içme, uyuma ihtiyaçlarımı karşıladığım kesin. Peki ya güven hissi? Sanırım benim piramidin burada yıkılıyor. 


  Herkes İstanbul'um harika olduğunu söyler. Dünyadaki en güzel şehirlerden biri. Belki ilerde ben de öyle düşünürüm. Ama şu anda değil. Burası benim evim değil. Burası benim için güvenli değil. Ve sevdiklerim çok uzakta. Piramidim burada değil.




Bu blogun amacı size doğru zamanda doğru filmi izletmek. Ama bu seferlik sadece kaybolduğunuzda dinleyebileceğiniz bir şarkı.


Take this sinking boat and point it home...